Oruçta niyet nasıl edilir ?

Ilayda

New member
Oruçta Niyet Nasıl Edilir? Bir Eleştirel Bakış

Hepimizin hayatında, bazen bir şeyin ne kadar doğru olduğunu sorgulamak, o şeye yaklaşımımızı değiştirebilir. Benim için de oruç tutma süreci, sadece bir dini yükümlülükten çok, zihinsel ve duygusal bir deneyim oldu. Niyetimi her yıl farklı şekilde yapıyorum. Kimi zaman sadece kelimeleri telaffuz etmekle yetinmek, bazen de kalbimde o anki ruh halime göre duygusal bir bağ kurmak yeterli oldu. Ancak bu, oruçta niyetin yalnızca bir ritüelden ibaret olup olmadığı sorusunu aklıma getirdi. Niyetin gerçekten sadece bir kelimeyle mi yapıldığını, yoksa daha derin bir anlam taşıması gerektiğini merak ettim. Bu yazıda, oruçta niyetin nasıl edileceğine dair farklı bakış açılarını ele alırken, toplumsal ve kişisel boyutları da inceleyeceğim.

Niyetin Temel Anlamı: Sadece Bir Kelime Mi?

Oruç, İslam'ın temel ibadetlerinden biridir ve onun kabul olması için en önemli şartlardan biri, doğru niyetin yapılmasıdır. Peki, bu niyet nedir ve nasıl yapılır? Oruç tutan bir kişi, sabah ezanından önce, oruç tutmayı kabul ettiğini ve o gün boyunca yemek, içmek ve diğer yasaklardan kaçınacağına dair niyet eder. Ancak burada sorulması gereken soru şu: Gerçekten bu niyet sadece bir sözcük mü olmalı, yoksa bir içsel niyet mi gereklidir?

İslam alimleri, oruç tutarken niyetin dil ile yapılması gerektiğini kabul ederler. Bununla birlikte, niyetin yalnızca kelimelerle sınırlı olmadığı da tartışılan bir konudur. Niyetin, kalbin derinliklerinden gelmesi gerektiğini savunan görüşler de vardır. Örneğin, İbn-i Kayyım, niyetin kalbin en derinlerinde bir arzu ve irade olması gerektiğini belirtmiştir. Bu da demektir ki, niyetin kelimeyle yapılması yeterli olsa da, bu kelimenin kalpten gelmesi gerekir.

Erkeklerin Stratejik ve Çözüm Odaklı Yaklaşımı

Erkeklerin oruç tutma konusunda genellikle daha stratejik ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergileyebileceği düşünülmektedir. Yani, niyetin bir "yapılacak iş" gibi görülmesi ve yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olarak algılanması yaygındır. Özellikle erkeklerin, oruç gibi ibadetleri genellikle görev olarak yerine getirdikleri gözlemlenebilir. Bu bağlamda, erkeklerin oruçta niyet yaparken daha çok pratik ve net bir yaklaşım sergileyebileceğini söylemek mümkündür.

Fakat burada şu soruyu sormak gerekiyor: Stratejik bir yaklaşım, niyetin ruhsal derinliğini ya da dini anlamını ne kadar etkiler? Yani, kelimelerle ifade edilen niyetin özünden sapmak, oruç ibadetinin gerçek anlamını kaybetmeye yol açar mı? Birçok kişi, orucun temel amacının sadece yemek yememek değil, sabır ve nefsi terbiye etmek olduğunu savunur. Bu nedenle, sadece "niyet ettim" demek, bazılarına göre eksik bir yaklaşım olabilir.

Kadınların Empatik ve İlişkisel Niyet Anlayışı

Kadınların oruç tutarken, bazen niyetin daha empatik ve ilişkisel bir boyutunu benimsedikleri görülmektedir. Örneğin, kadınlar, oruç tutma niyetini sadece kendilerine değil, aynı zamanda ailelerine ve toplumsal çevrelerine de duydukları sorumluluk üzerinden şekillendirebilirler. Bu, özellikle evde çocuk bakımı ve ailevi yükümlülükler gibi durumlarla ilgilidir. Kadınlar, oruç tutarken niyetin sadece kendi nefislerini terbiye etmekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda ailelerinin huzurunu sağlamak ve onları doğru yolda yönlendirmek gibi bir sorumluluk taşıdıklarını hissedebilirler.

Kadınların empatik yaklaşımının oruç tutma niyetini nasıl şekillendirdiğini araştıran birkaç çalışma, özellikle annelerin, evdeki çocuklarına ve ailelerine gösterdikleri empatiyi vurgulamaktadır. Bu bakış açısına göre, oruç sadece bireysel bir ibadet değil, toplumsal ve ailesel bir yükümlülük olarak algılanabilir. Ancak, bu yaklaşım da bazı eleştirileri beraberinde getirebilir. Niyetin toplumsal sorumluluklardan ziyade bireysel bir arınma süreci olması gerektiğini savunanlar, empatik ve ilişkisel yaklaşımların orucun özünden sapma oluşturabileceğini ileri sürebilirler.

Niyetin Psikolojik ve Ruhsal Boyutu

Oruçta niyet, sadece bir fiziksel eylemden ibaret değil, aynı zamanda bir psikolojik ve ruhsal durumdur. İnsan, orucu yalnızca fiziksel açlıkla değil, aynı zamanda ruhsal ve psikolojik düzeyde bir nefs terbiye süreci olarak görmelidir. Niyetin bu yönü, genellikle gözden kaçan bir boyuttur. Psikolojik olarak, oruç tutma niyeti, bireyin kendisini daha yüksek bir amaca yönlendirmesi, sabır ve irade gücünü geliştirmesi gibi etkiler yaratabilir.

Birçok psikolog, dini ibadetlerin ruhsal dengeyi güçlendirdiğini ve bireylerin zihinsel sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını belirtmektedir. Örneğin, araştırmalar, oruç tutmanın, stresle başa çıkma yeteneğini artırabileceğini ve bireylerin zihinsel esnekliklerini güçlendirebileceğini göstermektedir. Ancak, niyetin sadece sözde değil, kalpten gelmesi gerektiğini söylemek de önemlidir.

Sonuç: Oruçta Niyetin Gerçek Anlamı

Sonuç olarak, oruçta niyetin sadece kelimelerle ifade edilen bir durum olup olmadığı, kişisel ve toplumsal bakış açılarına göre farklılık gösterebilir. Erkekler, genellikle stratejik ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimserken, kadınlar empatik ve ilişkisel bir bakış açısına sahip olabilirler. Her iki yaklaşım da kendi içinde geçerliliğe sahiptir, ancak niyetin özünü tam anlamıyla kavrayabilmek, oruç ibadetinin gerçek amacına ulaşmak için önemlidir.

Oruçta niyetin yalnızca dilde kalmaması, kişinin iç dünyasında da bir arınma süreci başlatması gerektiği açıktır. Bununla birlikte, niyetin anlamını tam olarak kavrayabilmek, sadece kişisel bir sorumluluk değil, toplumsal bir sorumluluk da olabilir. Peki, niyetin kelimelerle sınırlı kalmaması gerektiğini savunan görüşler, orucun manevi boyutunu ne kadar güçlendirir? Niyetin derinliğine inmeyen bir yaklaşımla, oruç ne kadar verimli olabilir?
 
Üst